DAHA NE KADAR KÜS KALACAKSANIZ KİTAPLA?
MİLLİ KALECİMİZ FATİH URAZ'IN KALEMİNDEN...
Resmin abartılı oluşuna takılıp kalmayın sakın...
Sporda, sanatta, ekonomide, siyasette hatta kişilik gelişiminde yaşadığımız problemlerin temelinde ne yatıyor sanıyorsunuz?
Okumamak, düşünmemek, dinlememek, sorgulamamak, tek akıllının kendimiz olduğu zannedip avunmak tabii ki...
Eskiden elinde Tommiks, Texas gibi çizgi roman tutanlar “Niye boş şeyleri okuyorsun?” sözcükleriyle azarlanırdı…
Şimdikiler maalesef onları dahi okumuyor...
Tolstoy’dan, Balzac’dan, Hemingway’den, Hugo’dan vazgeçtik; gazete kupürlerine göz atana, senede bir roman bitirene rast gelsek alnından öpüp, yıllardır izini kaybettiğimiz dostu bulmuşçasına sarıp sarmalayacağız...
Amerikalıyı, Avrupalıyı “Okumasına okuyorlar ama boş kitapları okuyorlar” diye tenkit edenler, belki haksız değilsiniz tümden lâkin “Roman, hikaye, masaldan da yığınla şey öğrenilebilir. En azından ana dilimizi geliştiririz, hani 300 kelimeyle konuşmaya çalışıp meramımızı doğru dürüst anlatmayı beceremediğimiz dilimizi!”
Tabii okuma ve yazmayla bir türlü yakınlık kuramayan futbol aktörleri içinden “uçakta, kampta elinden kitabı - dergiyi düşürmeyenler çıkmıyor değil. Neylersiniz çok okuduğunu, bilimsel takıldığını iddia edenlere bakınca “Okuduklarının kendilerine fayda getirmediği kolayca anlaşılabiliyor”
Ne diyordu İ.A “Sözümü hâl edindim, söyledim, faydalı oldu”…
Yüz yıllardır ışık saçan ve “Okumanın manası kişi hakkı bilmektir – Çün okudun bilmezsin ha bir kuru emektir” diye haykıran Y.E’de kulak kabartılmalı elbet…
Yani dememiz odur ki okumanın yanında anlamak, anlamanın yanında öğrenileni hayata tatbik de gerekiyor.
Rol modellerine ihtiyacımız var...
Başarılı olunca arabanın, sevgilinin, tatilin daha güzeliyle yetinenlerden fazlasına ihtiyacımız var...
Muhammed Ali, Arthur Ashe çıkmasını beklemiyoruz aramızdan...
Adam gibi kalkıp oturan, boş konuşmayan, toplumun genelini kucaklayan, hemen şımarmayan birileri çıksa yeter...
Aslında bu kadar paragrafı boşuna yazdığımızın farkındayız çünkü “% 99’un Müslüman olduğu ezelden beri dillendirilen (tabii ki doğru değil) bir ülke düşünün ki tüm evlerde Kur’an mevcutken insanlar bilaistisna onu her alışında öpüp başına koyuyor, mutlaka yüksek bir yerde muhafaza ediyor, abdestsiz bırakın açmayı elini dahi sürmüyor!”
Ama ilk emir oku olduğu halde açıp da okumuyor ve sahip olunan kitaplar içinde en gıcır gıcır duran Kur’an! Oysa en eski olmalı ve hiç değilse 10 yıl da bir yenilenmeli ki okunduğu anlaşılsın…
“Aa güzel yazmış, bilineni tekrarlamış, acaba tavsiyelerini şahsen tatbik ediyor mu, vakit israfı” tarzı yorumlar yapacağınıza okumayla yazmayla küslüğünüzü sonlandırın tez elden. Belki kendinizle barışır, cemiyetle yeniden kaynaşırsınız. Yeni şeyler öğrenmeden sohbetinizi çekici kılamayacağınızın umarız farkındasınızdır…
Satırlar sizi sarmadıysa transfer dedikodularını izlemeye devam!!

Yorumlar
Yorum Gönder